15 Temmuz 2011 Cuma


ŞEHİTLER ÖLÜR

13 şehidimiz var…Teker teker vuruldukları için geçen haftaki 7 şehidi saymıyoruz. Onlar milletin değil babalarının kesesinden gittiler.13 şehidimiz var. Sahi daha önceleri kaçtı? Hatırlayanımız var mı ? Eminim yoktur…
Aşağıdaki satırları Aralık 2009’da yazmışım…

ÜÇLER , YEDİLER , KIRKLAR

Üç yaralı,yedi şehit….Onlar da diğerleri gibi kırklara karıştılar…Evlerinden yükselen ağıtları kimse duymadı…Yaşarken de kimse farkında değildi onların…Ölürken de…Bakmayın siz nutuk atanlara…
Bir namazlık saltanatın olacak
Taht misali o musalla taşında
Sonra,sonra yine unutulacaklar….Yedi şehit…33 silahsız çocuğu daha öldürmüşlerdi otobüsten indirip seneler önce…Kimse onlara otuzüçkurşun şiiri yazmadı…Çünkü onlar otuz üç yetimdiler…Bayrakları için öldüler…Milletleri için öldüler…Türk milletini oluşturan destanlara karıştılar…Destan oldular…Adları unutuldu…Kimse ölüm günlerinde anmadı onları…Onlar anılmadığı için yeni şehitler verildi…Yeniler de anılmadılar…


Ne oldu? Geçen yaklaşık 2 yıllık sürede ne değişti? Saçlarını annesine bırakan Mehmetten bu yana kaç Mehmet daha şehit düştü? Onların hesabını kim sordu?
Onlar bizi öldürdükçe bizim Kararlılığımız gittikçe güçlendi…Hele Bin bin beşyüz tane daha öldürsünler kararlılığımız daha da güçlenip İsrail’in Gilad Şalid uğruna Filistine ördüğü taştan duvarlara dönecek.
Ne demişti bir politikacı: Yüz milyon olunca göstereceğiz size. Yüz milyon olamadık değil mi? Keşke söyleseydik de 27 milyon daha ekleselerdi nüfusumuza…Hep öyle olmuyor mu? Yanıldıysam bağışlayın ben bir takım kurumların yalancısıyım…Hem seçimden seçime nüfus artar,başka zaman artış hızı çok düşüktür diyenlere inanmak gelmiyor içimden.
13 Mehmet daha öldü. Ormanda yanmışlar. Neden odunlar balığa dönmemiş? Neden güvercin gagasında su getirmemiş? Orman yanıp gitmiş Mehmetlerle birlikte…
Bir gazete yazmış; Örgütün sözde Silvan sorumlusu….Gözlerim yaşla doldu,gerisini okuyamadım ama zihnimde tamamladım cümleyi…Her halde yazı şöyle devam ediyordu…Örgütün sözde Silvan sorumlusu sözde uzun namlulu silah,sözde el bombaları ve sözde lav silahlarıyla bizim Mehmetleri öldürdüler…Örgüt sözde..Silahlar sözde…Ama bizim Mehmetler gerçek… Yanmış bedenleri gözlerimizin önünde…
Görüyor muyuz peki onları? Hayır…Çoktandır gözlerimiz hiçbir ihaneti görmüyor…
Kaç gün sürer Mehmetlerin acısı? Birkaç gün…Sonra kahrolası hayat normale döner … Bir dalga daha gelir geminin gövdesinde bir yarık daha açar…Mehmetler karanlık bir girdapta kaybolurlar…
Biz yüreğimiz ağzımızda yine bekleyeceğiz…Ne zaman sözde sırtlanlar çıkıp bizim Mehmetlerden kaçını daha kapacak ve bizim kararlılığımız daha ne kadar artacak?…
Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez diyorlar…Şehitler ölüyor…Silvan kırsalında, yakılan servis otobüsünde,bombalanan çarşıda…Atılan nutuklarda…İçi boş desteklerde…
Şehitler ölüyor…Mehmet zindandan dağlara bakıyor hırsla…Yolunu gözleyen ikizlere dönüyor ninni söyler gibi…

Zindan iki hece Mehmedim lafta,
Baba katiliyle baban bir safta…

Mehmet Berke bakıyor, Berk Mehmede…Onlar Mehmedimin ikizleri… Ağlamazlar elbet…Bakıyorum…Gözlerinden yaş yerine hüzün ve sitem akıyor…Hiç kimse görmüyor ama ben görüyorum…Oradan yüreğime damlıyor çünkü…
Şehitler ölüyor , ölüyor,ölüyor…Vatan?....Ya Vatan?

Vatandan doymuşam Nebi kınama
Dur gedek bu halkı artık sınama…
Dur görüm bu ağaç benzer anama
Telinden koy kırım bir saçak Nebi

İrfan Murat YILDIRIM 15.07.2011

9 Temmuz 2009 Perşembe

KÜRŞAD ÖLDÜ














Kürşad yere düşmüş…Kanlar içinde… Yüzlerce, binlerce Çin uğrusu kan kokusundan sarhoş olmuşçasına ellerindeki sopalarla yerdeki bedene vuruyorlar… Kürşad yere düşmüş kanlar içinde…Üzerine yağmur gibi yağan sopaları hissetmiyor… Bütün kemikleri parçalanmış…Kaburgaları ciğerine batmış…Gökyüzüne bakıyor…Ayı arıyor…Buluyor…Dolunay var…Bir an ayın üçe bölündüğünü görür gibi oluyor…Bir sopa kanla dolmuş gözlerine iniyor….
***
Bir haftadır Doğu Türkistan’da vahşet var . Çinliler ordu ve polisin de yardımıyla Türk avına çıkmışlar … Ölü,yaralı,tutuklu sayısı bilinmiyor… Tür kiye’den ses yok…Belki de Tür kiye’de Türk yok…Burada da Türk avına çıkılmış … Asker avlıyorlar…Demokrasi adına … Av var … Bütün dünya Türk avlıyor.
Geçen hafta Kerkük’te bomba patladı…458 Türk öldü…Tür kiye’den ses yok..Belki de Tür kiye’de Türk yok…Sokaklarda insanlar kendi halinde.Yarışma programları devam ediyor.Pazarlama programları da… Nohut tüccarları memnun … Nohut yiyenler de…
Mayınlar patlıyor,Türk askerleri ölüyor,yaralanıyor…Tür kiyeden ses yok…Belki de Tür kiye’de Türk yok… Mehmedim,Mehmetçik,Mehmetcan,Mehmetkurban,parçalanmış kolunu,bacağını arıyor…Gözlerini arıyor…Tür kiye’den ses yok…Belki de Tür kiye’de Türk yok…Dizi filmlerde bozuk,iğrenç aksanlı insanlar patlak gözleriyle kurşun sıkıyorlar…Kurşun Mehmedime değiyor…Bir soytarı güvercin kanadına yüklüyor barışı…Nohutçular çekirdek çitleyerek seyrediyorlar…
Bir Ermeni toprak bütünlüğünü tanımıyor . Terör ve kanla boyuyor Türkün yaşadığı her coğrafyayı … Tür kiyeden ses yok…Belki de Tür kiye’de Türk yok…Sınır açılsın ticaret yapacağız diyor iğrenç aksanlı bir adam…Akşam otellerde ucuz parfüm kokusu ve loş ışıklar altında pazarlıyor mallarını…
Birkaç hain taraf olmuş Türk ordusuna saldırıyor… Tür kiyeden ses yok…Belki de Tür kiye’de Türk yok…Türk ordusunu,peygamber ocağını ,peygamberi olmayanlar parçalamaya çalışıyor … Seyirciler kendi oğullarının çarpışıp şehit düştüğü ordunun arkasında duramıyorlar … sırıtarak anlamsızca izliyorlar bu adı konulmuş katliamı…
Doğu Türkistanlı ağlayarak konuşuyor…Türkçe konuşuyor… İki camimizi yakıp yıktılar Urumçi de diyor,500’den fazla Müslüman Türk öldürüldü diyor,6000 Türk tutuklandı diyor…Onları idam edecekler diyor…Türkiye acilen destek olmalı diyor… Tür kiyeden ses yok… Belki de Tür kiye’de Türk yok… Nohutçular anlamıyorlar konuşulanları Biri sırıtarak diğerine ; Urum çi ..Urum diyor bu,Urum … Gâvurdur, gâvur…Boş ver…Boş veriyorlar…Yalnız Araplar için ağlıyor kendi kardeşine kör bakan gözleri..
Hiç kimse ağlamıyor onlara … Her kes kendi filmini seyrediyor…Tiyatro sahnesi olmuş ülke…Her kes kendi oyununu sahneliyor...Türk diz üstü çöktürülmüş kafası kesilmek isteniyor… Tür kiyeden ses yok…Belki de Tür kiye’de Türk yok… Yüreği yanıyor birilerinin … Yazmaya çalışıyor feryatlarını… Tür kiye okumuyor …
***
Kürşad yere düşmüş … Kanlar içinde … Yüzlerce, binlerce Çin uğrusu kan kokusundan sarhoş olmuşçasına ellerindeki sopalarla yerdeki bedene vuruyorlar … Kürşad yere düşmüş kanlar içinde … Üzerine yağmur gibi yağan sopaları hissetmiyor … Bütün kemikleri parçalanmış … Kaburgaları ciğerine batmış…Gökyüzüne bakıyor…Ayı arıyor … Buluyor … Dolunay var … Bir an ayın üçe bölündüğünü görür gibi oluyor … Bir sopa kanla dolmuş gözlerine iniyor….

10 Mayıs 2009 Pazar

ANNEME FATİHA NİYETİNE






Cızırtılı bir kaset,sanki ötelerden ,başka bir alemden gelen ince ve yanık bir kadın sesi…Bir türkü…Sözlerine çok anlam veremiyor çocuk…Bazılarını anlayamıyor…Başı annesinin dizinde,eşlik etmeye çalışıyor…
Genceden furgun gelir
Atları yorgun gelir
Qoy başın dizim üstte
Gör nece yuxun gelir…
Cızırtılı bir kaset,gözleri yaşarıyor adamın,bir an elini saçlarına götürüyor,sanki annesinin eli kırk yıl önceki gibi saçlarında dolaşıyor.Sanki bin yıl ötesinden gelen cızırtılı,ince,yanık kadın sesi odayı dolduruyor.Neler neler var o türkülerde…Gence,maral,furgun ,yar,vatan,hasret..daha çok gurbet,gurbet..
Gence neresi anne, furgun ne ? diye soruyor çocuk…Kasetin içinden cızırtılı bir sesle cevap veriyor annesi ; …Vatan diyor,yar diyor,gülebatın diyor,can diyor Azer diyor,Kaf dağı diyor..Sürgün diyor,ölüm diyor…Çocuğun içine giriyor o sihirli dünya…Hasret deyince,sürgün deyince,ayrılık deyince korkuyor,ürperiyor…Annesinin dizinde büzülüp kucağına sokuluyor…Annesi saçını okşuyor usulca..Can diyor,Azer diyor ,Gence diyor,dağ diyor ,vatan diyor …sakinleşiyor çocuk yüreği…
Benim annem bir kasetin içinde şimdi..yıllardır hep aynı türküleri söylüyor…Onu özlediğim zaman,ekmek kokan o mübarek ellerini saçımda hissetmek istediğim zaman,o cızırtılı eski kaseti açıyorum…Ben beş yasında bir çocuk oluyorum hemencecik..O da benden genç güleç bir kadın..Sanki hiç ölmemiş gibi saçlarımı okşuyor…O Gence türküsünü okuyor..ince yanık bir sesle… O Gence türküsünü...İçime Gence’yi , Tebriz’i ,Karabağ’ı , Kepez’i,Göy Göl’ü ,Azerbaycan’ı bir bayrak gibi nakşeden o Gence türküsünü…
Benim de bir annem olsa annemin
Beşiğini seve seve sallardım
Gülse güller açılırdı içimde
Ve ağlasa inci inci ağlardım.

Işılda ey mavi saray ışılda
Pırıl pırıl şehnişinler , kapılar .
Senin kırk gün kırk gecelik düğünün ,
Benim kırk gün kırk gecelik yasım var.

Oğlun oldum ey anneler annesi,
Türküce de masalca da bilirim .
Şehnişinden sarkıtırsan saçını,
Saçlarına tırmanarak gelirim.

Benim annem bir kasetin içinde..Aynı yaşında,aynı güzellikte,aynı türküleri,aynı yanık sesle söylüyor…Kasetteki çocuk annesine sokuluyor..Dışarıdaki çocuk ağlıyor…