17 Nisan 2009 Cuma

İKİ SEVEN YÜREĞİN BİR AŞKI VARDI ANCAK


Veten bağı al elvandır

Yox üstünde xarı bülbül

Ömür sürmeli devrandır

Sesin gelsin barı bülbül

Çocukluğumdan bu yana bu türkü beni alıp bilmediğim diyarlara götürür.Sanki gurbet cisimleşir yumruk gibi boğazıma oturur.Yutkunmaya çalışırım ..zorlanırım.Nedensiz bir ağlama hissi sarar içimi…Dişlerimi sıkarım ağlayamam…

Ağlayan bir çocuk gördüğümde de içimi aynı duygular sarar….Avuç açan insanlar gördüğümde de.Sanki her şeyin suçlusu benmişim gibi kabuğuma çekilir kendi içimde kaybolurum…

Yıllardır bir gurbet duygusu sarıp sarmalar bedenimi…Sanki o şiir benim için yazılmıştır…Ben gurbette değilim..Gurbet benim içimde…

Azerbaycan adını her duyduğumda da aynı duygu dolar içime..gurbet..hasret…sevgi..ve gelip boğazıma tıkanan o acı lokma..

Azerbaycan…Benim ülkem..İçimde aynı sevgi, aynı hüzün..Azerbaycan, parca parça koparılan ve yutulan lokma…Kendi kaderini talihin akışına bırakan ..bırakmak zorunda kalan ülke…Başını imdat diler gibi Hazara uzatan kırık kanatlı güvercinim…Çırpındıkça bedeni parça paça kopup dökülüyor..Türkmençayla ana gövde ikiye ayrılıyor…Kocaman bir lokma Farslara veriliyor,çiğneyip yutsunlar diye…Çiğniyor o masal devi güvercini ..Ağzını açtıkça birer birer yutuyor oğullarımızı, kızlarımızı…Kimi zindanlarda çürürken kimi al kanlara boyanıyor..Bayrağımıza renk vermek için..Kimi de Küçük Kara Balık olup denizlere kavuşmak isterken Arasta boğuluyor..hain eller tarafından..

Ah,Azerbaycan kaderinde kendinden başka herkesin söz sahibi olduğu ülke…Azerbaycan…küçük bir paça kalıyor geriye..Yere serilmiş bir güvercine benzeyen..kanatları iki yana doğru mecalsizce açılmış..Gagasını sanki bir damla su ister gibi Hazara doğru uzatmış çaresiz güvercinim..Azerbaycan…Kuzeydeki diğer dev, kanadının Derbent parçasını koparıp iştahla yiyor…Bir parçasını da yıllardır aç bekleyen minik bir sırtlana veriyor .Revan hanlığı adlı bu parçayı alan bu minik sırtlan bu lokmanın adını Ermenistan koyuyor..Bu sırtlan,biraz irileştiği için efendisinden bir parça daha istiyor. Bir parça daha kopuyor güvercinden. Zengezur bir hançer gibi parçalıyor gövdeyi ..Evlat anadan ayrı düşüyor..Nahçivan yetim kalıyor bu tarafta..Borçalı diğer tarafta..

Sonraki hikayeyi herkes biliyor…Biliyor da bilmezlikten geliyor…20 Ocak 1990,26 şubat 1992,8 Mayıs 1992…Sıralanıp gidiyor tarihler…Gövdesi parçalanan yaralı güvercinin yüreğine doğru gidiyorlar insanlık düşmanları…Karabağ adım adım işgal ediliyor…

Ben o parçalanan güvercinin yetim kalmış balasıyım..Gövdesindeki bir yerde dünyaya geldim…Ulu babalarım da o kırık kanatların birinde doğmuştu..Vatan diye diye öldüler..Kim bilir belki de vatan hasreti çekenler için Tanrı bir vatan yaratmıştır orada..

Siz hiç vatan hasreti çektiniz mi?Ben gördüm o hasreti…1991 yılında Bakudaydım Türkiyeden iki yaşlı Azeri Türkü de gelmişti benimle.Benden ısrarla Vezeri istediler..Ne olduğunu bilmiyordum .Bakulu arkadaşlara sordum..Bu mevsimde olmaz dediler ama istersen tohumunu bulabiliriz..Buldular..Götürüp iki yaşlı Azeriye verdim ..Onlar tohumları alıp gözlerine sürüp ağlamağa başladılar..Donup kaldım..Neden ağlıyorsunuz dedim…Biri konuşamıyordu,neden sonra diğeri hıçkırarak bu..dedi..bu..çocukken bizim bahçede ekiliydi..Gencedeki bahçemizde..penceremi açtığımda bu kokuyu duyardım hep..Yetmiş yıldır bu kokuyu aradım…Muhacir Azerilerin büyük şairleri Hamit Dönmez ve Ramiz Özler Otaylı’nın bu küçük hikayesini başka bir yerde duydunuz mu? bilemiyorum..Ama ben bizzat şahit oldum..O zaman anladım;

Vatan,Sadece bayrak değildir anacığım

Sadece toprak…

Bir yün çorapta bile bulabilir vatanını

Gönülden seviyorsa insan..

Sizin için vatan ne anlama gelir bilmiyorum..Benim için vatan başını hazara doğru çaresizce uzatmış o beyaz güvercindir..Çaresiz,biliyorum…Hiç bedeni parçalanan, evlatları didergin, dünyanın her yerine dağılmış,itilip kakılmış,Aras’da boğulmuş,Sibiryada,Lefortovo’da işkence görmüş,aç biilaç olan anne çaresiz olmaz mı?

Şimdi parçalanmış ve bir yarısı Kaf dağının ardına atılmış güvercin bekliyor hasretle, “İki seven yüreğin bir aşkı “ olduğunu biliyor,ve o günü bekliyor..

Ne zaman vatan diyen bir türkü duysam ,bir yumruk gelir boğazıma oturur …O, kanadı kırık güvercinleri hatırlarım..Onların imdat dileyen bakışları gelir gözlerimin önüne…

Azadlığı istemirem

Zerre zerre,gram gram

Qolumdaki zincirleri

Qıram gerek,qıram,qıram..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder