
Önce tarın sihirli ,insanı ötelere götüren sesi duyuluyor,sonra kemanın inleyen,ağlayan,yardım dileyen sesi…Sonra yanık bir feryat kopuyor…Bir vaveyla...Azerbaycan feryad ediyor..
Bin yılın,binlerce yılın feryadı bu…İçinde neler var neler…Sona bülbüller,gülebatın,dağ,ismi pünhan,dert ,gam,keder,acı,ayrılık ,soykırım,göç,gözyaşı…Sonra yine aşk,yine aşk…Türk tarihi cisimleşmiş Mütellim’in feryatlarında…
Okuyor Mütellim,sözlerinde çok eski,yüksek bir medeniyetin kapıları açılıyor bu yaslı, yaralı dünyamıza…Yaralı bir kurt gibi inliyor..Sözleri nal seslerinin kılıç şakırtılarının dostların yüreğine güven düşmanların yüreğine korku saldığı çağları hatırlayarak,hatırlatarak…
Okuyor Mütellim…Binlerce yıllık medeniyetin en saf,en temiz ,lekesiz duygularını…
Gözlerin aldı meni
Kemende saldı meni
Getme getme gel
Amandı qoymayın
Yar gözden saldı meni
Getme getme gel..
Okuyor Mütellim…Her kelimesinde binlerce yıllık o derin manayı ,ahdi, acıyı, sözü, şerefi hatırlatıyor hatırlaması gerekenlere…
Okuyor Mütellim…Binlece yıldır sönmeyen ebedi ateşi hançeresinden çıkarıp,bu kanlı,bu kalpsiz,bu soğuk dünyaya aşkın en derin sıcaklığıyla sunuyor…Sarıp sarmalıyor sizi muğamın o eşsiz ahenkli dünyası…Mütellim’in acılı,ağrılı feryadı yol gösteriyor Muğamın o derin,boyutsuz,zamansız ve mekansız evreninde…Kaybolmak istiyorsunuz,eriyip yok olmak ve sonra yeniden ebedi var olmak…
Musikinin sınırsız derinliğinde akıp gidiyorsunuz ebediliğe…Arkanızda dünyevi her şeyi bırakarak…Arkanızda kin,nefreti,acıyı,ölümü bırakarak…Arınıyorsunuz ağırlıklardan…Bir süre sonra Muğam size dönüşüyor,siz de muğama …
***
Azerbaycan’ın kadın milletvekilleri Karabağ’ı bir gümüş kutunun içine koyup getirdiklerinde her Türk gibi ben de yürekten vuruldum..incindim..üzüldüm..İçimde fırtınalar koptu…Böyle zamanlarda yalnız,ürkmüş,çaresiz bir çocuğun annesinin kucağına sığınması gibi ben de muğamın kucağına sığınırım…O sırlı, sihirli dünya beni içine çeker…yaralarımı sarar…gözyaşlarımı siler…içimdeki nefretin yerini sevgiyle doldurur,mücadele için inanmamı sağlar…
Mütellim Demir’in ,içinde Azerbaycan’ın kimliğini taşıyan,toprağı vatan yapan duyguyu taşıyan,nefreti aşka dönüştüren,inanç veren,umut veren,ama en önemlisi var olmaya anlam katan o yanık,o yaralı ,o sırlı sihirli sesi beni o sarsıcı gecede evimden alıp çok uzaklara götürdü..O sesle beraber İsa Bulağının tertemiz gözelerinden hayat suyu içtim,Şuşa Kalesine çıktım,Ağdamı dolaştım, Laçın derelerinde sel olup aktım…O gece Mütellim okudu ben ağladım…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder